DEĞİŞEN HAVALAR İLE GELEN GRİP SALGINLARI

grip salgınından korunma, değişen havalarda gripten korunma, grip salgınından korunma

Mevsimlerin geçişiyle sık sık gribal enfeksiyonların artığını ve yayıldığını duymayan yoktur. Gripten korunma yolları da bu dönmelerde çok önemli bir yer tutuyor. Belli dönelerde vurulabilen grip aşıları son zamanların favori kurtarıcıları gibi görünse de, birçok kişiden çok başarılı olmadığına dair söylentiler duymuşuzdur. Tabii kesinlikle ayda görenlerde mevcuttur. Kişiden kişiye göre değişen bir bağışıklık döngüsü olduğundan dolayı herkese aynı ölçüde başarı sağlamayabilir. Birde doğal yöntemler ile gripten korunma imkânlarımız da vardır. Mesela bağışıklık sistemimiz artırarak bu enfeksiyonları daha hafif atlatabilme olanaklarına sahibiz. Bazı takviye edici gıdalar, vitaminler, belki bazı durumlarda alınana vitamin kürleri( aktarlarda özel hazırlananlardan) kullanılabilinir.grip salgınından korunma, değişen havalarda gripten korunma, grip salgınından korunma

İçilen ıhlamur, kuşburnu vs. gibi bitki çayları, pekmez ve tahin gibi enerji oranı yüksek probiyotikler, evde hazırlanmış yoğurtlar ve protein takviyeleri ile bu işi tamamlayabilirsiniz. Doğal çözümler bu saydıklarımızı düzenli bir şekilde alarak yapılabildiği gibi değişik vitamin ve bağışıklığı artıracak kapsüllerinde kullanımını tercih edebilirsiniz. Vücudu kesinlikle sıvısız bırakmamak gribal hastalıkların biran önce kurtulma aşamalarının başında gelmektedir. Bol sıvı ile sistem devamlı devir daim yapar. Boşaltım sisteminin çalışması ile oluşan toksinler idrar ve ter yolu ile vücuttan hızlıca atılmaya başlar. İşte bu yüzden hastayken çok terleme olayı yaşarız. Vücut sıcaklığı da otomatik olarak uyku esnasında yükseldiğinden dolayı vücut kendini korumaya alır.

Bağışıklık nasıl arttırılır sorusunu herkes hemen hemen merak eder. Koyu renkli sebzeler antioksidan düzeyi fazla enzim içerirler. Yeşillikler, brokoli, et ve süt ürünleri, nar, turunçgiller, zerdeçal, zencefil gibi yumru bitkilerin tozları( ya da bulabiliyorsanız yumru hali) belli kürler hazırlanarak alınması kesinlikle koruyucu bir etki gösterirler. Bazı sebzeleri çiğ olarak tüketmek, bazılarını da pişirerek tüketmek gereklidir. Bunları da site sayfalarımızdan ya da işin uzmanlarına sorarak uygulayabilirsiniz. Gerekli diye hepsini çok miktarda almamak gerekir. Yarar sağlayacağına vücuttaki bazı fonksiyonların aşırı çalışmasına da neden olabilir. Buda kollestrolünüzün yükselmesine, obezite sorunu gibi birçok şeye neden olabilir. Sağlıklı yaşamanın ilkesi doğal beslenmekten geçer.

Daha fazlası...

BAŞ AĞRISINA NE İYİ GELİR?

baş ağrısına iyi gelen şeyler, baş ağrısını geçirme, baş ağrısına çözüm

Hepimizin sık sık karşılaştığı sağlık sorunlarından en önemlisi baş ağrısıdır. Baş ağrısı çoğu zaman çok önemsenmese de günlük hayatımızı olumsuz etkiler ve o gün içinde yapacağımız çoğu işi yapamaz hale geliriz. Migrene bağlı ağrılara ilaç bile iyi gelmeyebilir. Migrenin en iyi ilacı karanlık bir odada, hiç ses duymayacağınız bir ortam yaratarak yatmanız olacaktır. Onun dışındaki baş ağrılarına doğal yöntemlerle de tedavi edebilirsiniz. Ağrı kesici içilmesi akla ilk gelse dahi, ilaç içmeden önce doğal yöntemleri deneyiniz.baş ağrısına iyi gelen şeyler, baş ağrısını geçirme, baş ağrısına çözüm

Açık hava baş ağrısına çok iyi gelir

Stresten ve gerilimden uzak olmak, kafa dinleyeceğiniz bir açık hava da yürüyüş yapmak baş ağrınıza çok iyi gelir. Şakaklarınıza ve ya kaşlarınızın arasına yapılacak bir masaj baş ağrınıza iyi gelen en doğal yöntemlerdendir. Sıcak bir duşta baş ağrınızı hafifletir ve rahatlamanızı sağlar. Duşa girecek bir ortamda değilseniz ya da o kadar haliniz yok ise, ayaklarınızı sıcak su ile dolu bir kapta bekletmeniz dahi çok iyi gelecektir. Sıcak suya su ılıklaşana kadar soğuk su ekleyin ve ayaklarınızı içinde tutmaya devam edin. Daha sonra ayağınıza çorap giyin ve uzanın. Bu şekilde beyindeki kan akışı ayaklara ulaşır ve baş ağrısı sona erebilir. Soğuk su ile başınıza kompres yapmanız da başınızı rahatlatabilir.

Muz, balık yağı ve makarna…

Beslenme uzmanları tarafından söylenene göre muz, balık yağı ve makarna baş ağrısına iyi geliyor. Ayrıca, limonlu bir acı kahve de baş ağrısına iyi gelindiği bilinmektedir.

Baş ağrısı tedavileri

Öncelikle baş ağrınızın başka sebepleri olup olmadığını anlamak için bir doktora başvurmanızda fayda vardır. Baş ağrılarınızdan önce neler yediğinizi hatırlayarak, baş ağrınızı tetikleyen besinlerin farkına varabilirsiniz. Zayıf olan kaslar da baş ağrısına sebep olabilir. Bu yüzden, baş ağrılarınızın geçmesi için boynunuzdaki kasları güçlendirin. Düzenli egzersiz yaparak baş ağrılarınızı azalabilirsiniz. Günde yarım saat yapacağınız yürüyüş bile düzenli egzersiz sayılmaktadır. Şakak kemiği noktasına, kulaklarınızın arkasına, gözlerinizin aranıza ve el dokusuna parmaklarınızla masaj yapmanız baş ağrınıza iyi gelebilir. Fakat hamiler olanlar bu masajları yapmamalıdır.

Daha fazlası...

Bitki Çaylarının Faydası Nedir Nelere İyi Gelir?

bitki çaylarının faydaları, bitki çaylarının sağlığa yararları, bitki çaylarının sağlık için yararları

Doğa ve bitkiler insanoğlu için bulunmaz bir nimettir. Allahın insanoğluna doğada her derde devayı sunmuş olması biz kulları için çok büyük bir avantajdır. Biz insanoğlu olarak doğanın sırını keşfetmeli ve derdimize takviye devayı bulmalıyız. Kanserden gribe he derde deva olan doğaya sahip çıkmalı ve bu nimetlerden faydalanmalıyız. Şimdi birde önümüz kış bitki ve bitki çaylarına çokça ihtiyaç duacağız. Kışa aylarında çok fazla salgın hastalık olması ve yaşanması ile bitki çaylarının çokça tüketmeli ve evimizden eksik etmemeliyiz.bitki çaylarının faydaları, bitki çaylarının sağlığa yararları, bitki çaylarının sağlık için yararları

Hangi çaylar nelere iyi geliyor?

Bitkilerin sırrını bilmek ve hangi durumda neyi kullanmamız gerektiğini çok iyi bilmek gerekmektedir. Tıpkı ilaçlarda olduğu gibi yanlış kullanacağınız bir bitki sizi tedavi etmek yerine daha da kötüleşmesine sebebiyet verebilir. Bu yüzden neye yaradığını bilmediğimiz bir bitkiyi özellikle hasta iken kullanmamalıyız. Zaten hastalıktan zayıf düşen bedenimiz yanlış takviye ile iyice çökebilir. Bu yüzden kullanacağınız bitkinin faydaları ve zararlarını çok iyi araştırmalı ve bu yolda hareket etmeliyiz.

Gribal bir durumda hangi bitkilerden faydalanılmalı?

Grip sadece kış aylarında değil bazen yaz aylarında bile başımızı ağrıtan bir rahatsızlık olabiliyor. Bu hastalığa yakalanmamak için C vitamini tüketimine çok fazla dikkat etmeliyiz. Eğer grip gibi basit ama zor geçen bir hastalığa yakalandıysanız öncellikle vücudunuza C vitamini depolamalısınız. C vitaminini başında; portakal, limon, mandalina ve greyfurt gelmektedir. Sadece C vitamini depolamanız sizi çabuk iyileştirmeyeceği için sıkça ıhlamur çayı. Yeşil çay, nane limon çayı, tarcın ve zencefil tüketmeliyiz. Bu bitkiler içtiğimiz sürede bizi rahatlatırken kısa sürede vücudumuzu toparlamaya da yardımcı olacaktır.

Şeker hastaları hangi bitkileri kullanarak şeker sorunlarına çare bulurlar?

Şeker hastalığı birçok insanın baş belası olması başladı. Bu hastalık için birçok bitki ve ilaç bulunmaktadır. Öncelikle belirtmekte fayda var ki bu bitkileri kullanmadan önce doktorunuza danışmalı ve kesinlikle kullandığınız ilacı bırakmamalısınız. Zeytin ağacının yaprağını kaynatıp içmeniz şekerinizi düşürmeye yardımcı olacak en önemli bitkilerin başında gelmektedir. Bunu dışında limon şeker hastaları için bulunmaz bir nimet. Acı badem günde birkaç tane yiyerek yine şekerinizi düşürebilirsiniz. Bunun dışında mut yaprağını kaynatarak içerek şekerinizi düşürebilirsiniz. fakat tekrar söylemekte fayda doktora danışmadan hiç bir şey yapmayın bu çok önemli bir unsur.

Daha fazlası...

Ağız Ve Diş Sağlığını Koruma

ağız sağlığını koruma, diş sağlığını koruma, ağız ve diş bakımı

Ağız ile diş sağlığının en önemli adımı diş bakımının gerçekleştirilmesidir. Diş bakımının ilk şartı da, dişleri her yemekten sonra kesinlikle fırçalayınız. Bu saye de gerek ağız kokuları önlenir, dişlerin parlaklığı sağlanır, gerekse de çürümenin önüne geçilmektedir. Fırçalarken kullanılacak çeşitli diş macunları satılır. Herkes beğendiği macunu seçebiliyor; ancak, fırçalarken dikkat edilmesi gereken bir konu bulunuyor. Pek çok diş hekimleri fırçanın dişetlerine doğru değil, dışarı doğru sürülmesini tavsiye etmektedir. Yani üst çene dişlerini fırçalar iken fırça aşağıya doğru, alt çene dişlerini fırçalar iken de yukarıya doğru sürülmelidir. Arka dişleri temizler iken dişin çiğneme kısmını da iyice fırçalamaya dikkat ediniz. Ağız ve diş bakımı bebekte ilk dişlerin görülmesiyle başlıyor. Bazı kişiler, ilk çıkan dişlerin nasıl olsa değişeceği düşüncesiyle, çocukta diş bakımına önem vermemektedirler. Bu tamamen yanlış bir davranıştır. Çocuğun diş bakımı da önemli bir konudur. Üç yaşında ki bir çocuğun da dişleri çürüyebiliyor. Çocuğu ürkütmeden dişçi koltuğuna oturtmak mümkün oluyor. Çeşitli aletlerle dolu bir diş muayenehanesinin içi çocuğun ilgisini çekeceği, buraya girmekten asla korkmayacağı kesin bir durumdur. Pek çok bilim adamları dişte mine zarının gelişmesi sırasında çocuğun aldığı besinin bu zarın gelişmesine büyük etki yapacağını ileri sürmektedir. Bu, doğuştan 13 yaşına kadar olan dönemi ifade eder. O yaştan sonra alınan besinlerin bir etki yapamayacağı anlaşılır. Çünkü açlık bölgelerde yaşayan, açlıktan zayıf düşen ölecek hale gelen kimselerde diş çürümesine rastlanılmadı.ağız sağlığını koruma, diş sağlığını koruma, ağız ve diş bakımı

Diş Hastalıkları

Dişlerin çürümesinin ilk sebebi karbonhidratların dişler de ki mikroplar vasıtası ila meydana getirdiği asitlerdendir. Günümüzdeki insanlar, yüzyıl önce yaşayanlardan minimum on dört defa daha fazla şeker kullanmaktadır. Medeni insanlar ilk el insanlara göre daha fazla karbonhidratlı besin aldıklarından dişleri de ilkel insanlardakinden daha çok çürüyor. Yapılan araştırmalar birdenbire karbonhidratlı besinler almaya başlayan ilkel insanların dişlerin de şiddetli çürümeler başladığını gösteriyor. Dişlerin çürümesini önlemek faydalı olduğu bilinen tek eleman flor’dur. Bu madde bazı memleketler de içme suyuna katılmaktadır. Diş hastalıkları dişe yararlı olabilmesi için su da ki oranının milyonda bir olması gerekiyor.

Daha fazlası...

Yağ Bezeleri İçin Bitkisel Çözümler Nelerdir?

yağ bezelerine çözüm, yağ bezelerine doğal çözümler, yağ bezelerini yok etme

Buhar: Isı ile nem yağ bezesinin yumuşamasına yardımcı olmaktadır. Yumuşayan yağ bezesinin kendi kendine boşalma ihtimali artıyor. Yeterli ısı ve buharı sağlamak için sık sık sıcak suyla duş alınabilir. Bir diğer alternatif ise, havluyu buharda ısıtılması ya da sıcak suyla ıslattıktan sonra iyice sıkılıp bezenin üstüne kompres yapacak şekilde uygulanmasıdır. Sıcak kompresi gün içinde yaklaşık 20-30 dakikalık sürelerde 3 ve ya4 defa uygulayınız.yağ bezelerine çözüm, yağ bezelerine doğal çözümler, yağ bezelerini yok etme

Çay Ağacı Yağının Etkisi: İltihap önleyici özelliğinin yanı sıra bakterileri temizleye bilen özelliği bulunan çay ağacı yağı sivilcelerde olduğu gibi yağ bezeleri tedavisinde de önerilen doğal yağlar arasında yer almaktadır. Çay ağacı yağını gün içinde 2-3 kez direkt yağ bezesinin üstüne ve ya çevresine uygulayabilirsiniz. Bu uygulama bezenin iyileşme süresini kısaltırken bakterileri temizleyerek enfeksiyon riskini önemli oranda azalacaktır.

Aloe Vera: Aloe vera jeli yağ bezesini yumuşatmasının yanı sıra, boyutunu küçültür ve iyileşme süresini kısaltmaktadır. Bir miktar jeli her gün düzenli olarak bezenin üstüne sürünüz. Aloe veranın anti bakteriyel özelliği de vardır ve bakterileri temizlemektedir.

Hintyağı: Yağ bezesine düzenli şekilde hintyağı sürmek bezenin daha kısa sürede boyutunun küçülmesini sağlıyor. Hintyağını uygulamak için küçük bir parça pamuklu kumaşa ya da bir parça pamuğa 4-5 damla hintyağı damlatıp bezenin üstüne yerleştiriniz. Daha sonra yağın etkisini göstermesi için üzerine sıcak havlu koyup yaklaşık 30 dakika kadar bekletiniz. Bunu gün içinde 2-3 kez tekrarlayın. Kesinlikle Hintyağını ağız yoluyla tüketmeyiniz.

Sirke: Bilhassa enfeksiyon riski yüksek yağ bezesini temizlemek ve küçültmek için oldukça etkili bir çözüm sunar. Sirkeyi beze üzerinde sürdükten sonra gazlı bezle ya da beze çok küçükse yara bandıyla kapatınız. 3-4 gün bu şekilde beklettikten sonra yara bandını çıkarıp bir parça pamuğu ılık suyla ıslatıp sirkeyi temizlemelisiniz. Bu uygulamayı beze iyice temizlenene kadar tekrarlayabilirsiniz.

Bal: Cilt yüzeyinde kullanıldığında yaraların iyileşme sürecini hızlandıran bal yağ bezesi tedavisinde de kullanılır. Balı yoğun bir merhem kıvamına gelinceye kadar buğday unuyla karıştırınız. 1 çay kaşığı bal için 1 çay kaşığı un yeterli olur. Daha sonra bu karışımı beze üzerine sürüp üzerini kapattıktan sonra 1 gece bekletmelisiniz.

Daha fazlası...

Omuz Ağrısı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

omuz ağrısı, omuz ağrısı nasıl geçer, omuz ağrısı niye oluşur

Sinirler, kas, kemik, damarlar, atardamarlar, çok sayıda bağ ile diğer destekleyici dokulardan oluşan omuz ve boyun bölgesi, bu bölgeleri etkileyen farklı koşullar nedeniyle ağrıyacaktır. Bu yazıda ise, omuz ağrısı nedenleri arasında en fazla görülenleri hakkında kısa bilgiler bulabilirsiniz fakat nedenini tam olarak bilmediğiniz ağrılar için vakit kaybetmeden doktorunuza görünmenizde fayda vardır. Çünkü omuz ağrısı basit bir darbe nedeniyle görülebilir ve kalp krizi ile majör travma gibi hayati sorunların bir belirtisi olarak da ortaya çıkar.omuz ağrısı, omuz ağrısı nasıl geçer, omuz ağrısı niye oluşur

Omuzda Ağrı

Omuz ağrısının en fazla görülen nedeni kaslar, tendonlar ve omuz yapısını oluşturan diğer yumuşak dokulardaki zedelenmeleridir. Bu durum bölgeye alınan darbeler, ters hareketler ve yahut omuza aşırı yük bindiren egzersizler neticesinde oluşmaktadır. Boyun bölgesinde meydana gelen sinir sıkışmasının ağrısı omuza vurabiliyor. Omuz ağrısının sebep olduğu daha ciddi durumlar vardır bunlar ise; akciğer omurilik, mide ve kalp bölgelerinde bulunan bazı organlarda yaşanan sorunlar bulunuyor.

Köprücük Kemiği Kırığı: Köprücük kemiğine alınan darbe ya da üzerine düşme kemiğin kırılmasına neden olacaktır.

Bursit diğer adıyla bursa: Eklemler üzerinde yastıklama görevi gören keseciğinin yaralanma sonrasında şişmesi ile sertleşmesi omuz ağrısına yol açabiliyor.

Kalp Krizi: Kalp krizinin yarattığı ağrı omuz ile boyun bölgesine vuruyor.

Kürek Kemiği Kırığı: Kürek kemiği kırığı omuzda şiddetli ağrılara neden olur. Kürek kemiğinin kırılması için güçlü bir darbe alması gerekmektedir.

Tendonların Zorlanması ise; Yönlendirici manşet olarak adlandırılan ağır kaldırma, omuzu destekleyen tendonlar, egzersizler bilhassa bir şey atmayı içeren sporlar nedeniyle incinir. Bunun sonucu olarak omuz hareket ettirildiğinde ağrılar oluşmaktadır.

Omuzun Ayrılması: Köprücü kemiği ile kürek kemiği arasında bulunan bağ darbe sonucu gerilebilir ya da yırtılması mümkündür.

Omurga İncinmesi sonucunda oluşabilir: Araba kazasında kafa ile omurganın şiddetle sarsılmasından ileri gelen travmalar omuzlarda ağrıya yol açmaktadır. Bu ağrılar çoğunlukla omuz ve boyun bölgesinde kas spazmları ile birlikte gözlemlenir.

Tendinit: Kas ile kemikleri birbirine bağlayan tendonların zorlanması ağrıya neden olabiliyor. Tendinit olarak adlandırılan bu rahatsızlığın bir diğer belirtisi tendonların şişmesi ile hareket kabiliyetini azaltır.

İltihaplanmalar: Diyafram altında oluşan iltihaplanmalar omuz ağrısına yol açabiliyor.

Safra Kesesi Hastalıkları: Safra kesesini etkileyen hastalıklar sağ omuzda ağrıya neden olur.

Daha fazlası...

Hemofili Hastalığı ve Tedavisi

Hemofili nasıl tedavi edilir, Hemofili oluşumunun sebepleri, Hemofilinin tedavisi nasıldır

Sağlıklı bir bireyde yaralanma sonucu bir miktar kanama meydana gelir ve pıhtılaşma sonucu kanama durur. Bunun nedeni; kanda yer alan trombosit adlı madde ve onunla birlikte çalışan proteinlerin vücudumuzda bir yer yaralandığında etrafında toplanıp birbirine bağlanması ve lifli yapıların katılmasıyla da kanı pıhtılaştırmalarıdır. Kanı pıhtılaştırmaya yarayan faktörlerden birinin olmaması durumunda kan pıhtılaşamaz böylelikle kanamalar durmaz ve bu önemli bir hastalık çeşididir, bu hastalığın tıptaki adı da Hemofilidir. Hemofili hastalığı diğer adıyla pıhtılaşma eksikliği olan hastalık ilk kez 1920 yılında tanımlanmıştır.Hemofili nasıl tedavi edilir, Hemofili oluşumunun sebepleri, Hemofilinin tedavisi nasıldır

Hemofili Hastalığı Neden Meydana Gelir?

Bu hastalık kız çocuklarında nadir görülmesine rağmen hastalığı taşıyan kızlardır, hemofili hastalığına yakalanan ise erkeklerdir. Hemofili hastalığı çoğunlukla genetik bir hastalık olup annedeki genle erkek çocuğuna geçer. Bildiğimiz üzere kadın geninde iki X kromozomu bulunur, erkeklerde de bir X bir Y kromozomu bulunur. Hemofili hastalığı taşıyan annelerin kanındaki X kromozomlarından biri anormaldir, biri normal. Anormal gen kız çocuklarında da olabilir ve hasta değil taşıyıcı olurlar; erkek çocuğu da bu anormal geni alarak taşıyıcı olabilir. Annenin taşıyıcı olmayıp babanın taşıyıcı olduğu durum da olabilir. Böyle bir durumda kız çocuğu babasından anormal geni alıp taşıyıcı olur; fakat erkek çocuğu babasından normal gen alacak ve bu hastalığı taşımayacaktır. Kadınların hemofili hastalığında bir kromozom normal olduğundan kanı pıhtılaşabilir ve büyük çapta kanamalar görülmez. Erkeklerde ise böyle bir durum söz konusu değildir ve kanamalar ciddi boyutta olabilir. Nadir olarak kız çocukları hemofili hastalığıyla doğabilir; bu da babanın hemofili hastası olup annenin de bu hastalığı taşımasıyla gerçekleşir. Hemofili hastalığı olan bazı erkeklerin de annesi taşıyıcı olmayabilir, burada da çocuğa mutasyona uğrayan bir genin geçmesi neden olmuştur. Nesilden nesile geçebilmekle birlikte bulaşıcı bir hastalık değildir. Kanda eksik olan protein faktör 8 ise bu hemofilin çeşidi Hemofili A‘dır, faktör 9 proteinin eksiliği de Hemofili B olarak adlandırılır. Hemofili A hastalığı,  B türüne göre daha çok görülür. Tedavi ömür boyu sürer, hastalık tam anlamıyla ortadan kaybolmaz. Son dönemlerde faktör yapımını sağlayan gen,  hastalara verilerek tedavi yöntemleri üzerinde çalışılmaktadır.

Daha fazlası...

Ayak Kokusuna Karşı Önlemler

ayak kokusuna çözüm, ayak kokusunu önleme, ayak kokusu nasıl oluşur
  • Teri tutmayan bir çorap giyerek, üzerine de hiç hava almayan bir ayakkabı giyerseniz zaten çok terleyen ayaklarınızı iyice zor durumda bırakırsınız. Bu nedenle polyester ve naylondan üretilen çoraplardan uzak durunuz. Çorap alırken etiketin üzerinde ne kadar polyester veya naylon içerdiğini gözlemleyebilirsiniz. Pamuklu çorapların nefes alma özelliği olduğu için hem cildinizi rahat ettirir hem de gün içinde teri tutacaktır.
  • Eve geldiğinizde ayakkabılarınızı mutlaka havalandırmalısınız. Budan kastım ayakkabıyı çıkardığınız yerde bırakın demek değil. Balkona ya da pencere pervazına koyarak taze havayla iyice havalandırmalısınız.ayak kokusuna çözüm, ayak kokusunu önleme, ayak kokusu nasıl oluşur
  • Ayak kokusunu azaltmak için seçtiğiniz ayakkabılara da dikkat etmeniz gerekir. Tamam, herkesin işe sandaletle ya da pamuklu kumaştan üretilmiş incecik ayakkabılarla gitmesi mümkün değil ancak yine de sentetik ayakkabılar yerine gerçek deri gibi doğal malzemelerle üretilen ayakkabıları tercih edilmelidir.
  • Ayakkabı ve çorapla ilgili son uyarım çorap kullanımı konusunda olacaktır. Ayaklarınız aşırı terliyorsa ayakkabılarınızı yaz ve ya kış mutlaka çorapla giyiniz. Eğer çorap giymezseniz ayaklarınız çok daha fazla terlemekte ve bu ter arada hiç bir engel olmadığı için direkt ayakkabıya geçmektedir. Bir süre sonra ayakkabı içinde kuruyan terin neden olduğu bakteriler ayakkabının kendisinin kokmasına neden oluyor. Ayakkabı bir kere kokarsa ayakkabıyı çıkardığınız anda ayaklarınızı ne kadar temiz tutarsanız tutun kokar.

Ayak Kokusuna İyi Gelen Doğal Yöntemler

Karbonat: Karbonat ayak terinin pH’ını nötralize ediyor, bu sayede kokulara neden olan bakterilerin sayısını azaltmaktadır. Ayaklarınızın sığacağı büyüklükte bir leğeni ılık suyla doldurun ve içine 2 tatlı kaşığı karbonat atınız. Ayaklarınızı suda 20 dakika bekletilmesi gerekiyor. Koku azalana kadar 1 hafta boyunca her akşam tekrarlamalısınız.

Lavanta Yağı: Lavanta yağı kokuya yol açan bakterileri temizleyerek, ayaklarınıza güzel bir koku verir ve ayak mantarını önlemeye yardımcı oluyor. Leğeni ılık suyla doldurduktan sonra içine 10-15 damla lavanta yağı damlatın ve ayaklarınızı 15-20 dakika bu suda bekletmelisiniz. Bir kaç gün boyunca günde 2 kez uygulayın.

Sirke: Sirkede bulunan asit bakterilerin yaşaması için uygun olan ortamı tamamen ortadan kaldırıyor. Ayaklarınızın sığacağı büyüklükteki bir leğeni ılık suyla doldurduktan sonra 2 su bardağı kadar sirke ilave edin ve ayaklarınızı bu karışımda 10-15 dakika bekletmelisiniz. Daha sonra sirke kokusunu çıkarmak için ayaklarınızı sabunla yıkayın ve bol suyla durulamaya dikkat edin.

Daha fazlası...

Dil Yarasının Nedenleri Nelerdir?

ağız ve dil mantarı, dilde yaralar, dil kabarcıkları

Aftöz ülser: Bu oral kabarcıklar en yaygın olan oral problemlerden biridir ve çoğu insan hayatlarının bir noktasında onları deneyimler. Çoğunlukla dil yüzeyinde, dişetlerinde ve yanaklarınızın iç yüzeyinde bulunmaktadır. Bu dil yaraları, hormonal değişiklikler, duygusal stres, düşük bir bağışıklık sistemi ile Çölyak hastalığından kaynaklanmaktadır.

Kandidiyaz: Özellikle ağız ve dil mantarı olarak da bilinen candidiasis ağızda doğal olarak yetişen Candida mantarının aşırı büyümesine denmektedir. Antibiyotikler, ilaç kaynaklı ağız kuruluğu ya da doğru olmayan dişçilik aletleri kullanıldığı zaman bakteriler tehlikeye girdiğinde gelişmektedir.

Dilde hasar: Dilinizdeki hasar, dil kabarcıklarını andıran yaralarla sonuçlanmaktadır. Mesela; patates cipsi gibi gevrek gıdalar yemek, sert şeker emmek, dil ısırmak ya da aşırı sıcak içecek yudumlarken dilde kabarcıklar, kesikler ve yanıklar gelişmektedir. Bunlar, ağrıyan ülserlere neden olabilir, bu da can sıkıcı bir hal alabilir, fakat enfeksiyon kapmadığı sürece genellikle endişe kaynağı olmazlar.

Dil Yarasının Belirtileri Nelerdir?

ağız ve dil mantarı, dilde yaralar, dil kabarcıklarıBirincil belirti ise; dilde ağrılı bir nokta veya darbelerdir. Tek bir lezyon gelişebilir ya da aynı anda çok sayıda lezyon gelişmektedir. Genel olarak, lezyonlar küçüktür ve boyutu 10 mm’den daha küçüktür. Ülserin merkezi sarı ya da beyazdır, ancak lezyon patladığında, kırmızı renk ve ağrılı bir yaranın oluşması muhtemel bir durumdur. Dil daha çok kullanıldığından dil üzerinde yaranın iyileşmesi uzun sürebilmektedir. Buna rağmen, yaralar iki hafta içinde iyileşmektedir. Dilde ağrıyan bir yara, en yumuşak gıdaları bile yemede güçlük veriyorsa, bu nedenle sorunu hızla çözmek önem taşımaktadır. Ev ilaçları işe yaramazsa, çeşitli tedavi türlerini uygulayabilecek bir doktor görmeniz önerilmektedir. Sonuçta, dilde yaralarla ilişkili ağrıyı oldukça hızlı ve kolayca rahatlatmak için mevcut birçok tedavi seçenekleri bulunuyor.

Dil Yarasının Tedavisi

  • İyi ağız hijyeninin uygulanması dilde çıkan pamukçuklara ve ya yaralara yardımcı olabilmektedir. Dengeli bir diyet uyguladığınıza da dikkat ediniz.
  • Protezlerin neden olduğu bir dil probleminiz varsa diş hekiminize görünmelisiniz.
  • Antihistaminikler alerjilerin neden olduğu şişkin bir dilin rahatlamasına yardımcı olur. Dil şişmesine sebep olan yiyecek veya ilaçlardan kaçınmalısınız. Şişme nefes almayı zorlaştırmaya başlarsa hemen tıbbi yardım istemelisiniz.
  • Dil yaraları genelde kendileri iyileşir biraz zaman tanımalısınız.
Daha fazlası...

Zirkonyum Diş Nedir ve Fiyatları Nelerdir?

zirkonyum diş fiyatları, kanal tedavisi, zirkonyum

Dişlerimiz bakmamız gereken ve sürekli bakıma ihtiyacı olan vücudumuzun hastalanmaması için sağlıklı tutmamız gereken en önemli yapı taşımızdır. Dişlerimizin sararması, kırılması, çürümesi diş kayıplarına neden olur. Kaybolan diş yerlerinizde yüzünüz için olumsuz etki oluşturacak ve gözü rahatsız edecek unsurlar ortaya çıkmaktadır. Estetik kaygılarınızı yenmeniz için zirkonyum diş size uygun bir seçenek olacaktır. Sizi rahatsız eden bu unsurları ortadan kaldırmak ve güzel bir görünüme sahip olabilmek için zirkonyum diş taktırmanız en ideal çare olacaktır. Diğer porselen dişlere göre biraz pahalı olan bu dişler diğerlerinden daha avantajlı olur. Özellikleri ile farklılık gösteren zirkonyum diş kullanım açısından da kolaylıklar sağlamaktadır. Zarif görünümü ile tertemiz dişlere sahip olabilirsiniz.

Hangi Durumlarda Kullanılır?

zirkonyum diş fiyatları, kanal tedavisi, zirkonyumSaydam görüntüsü ile dişlerinizin doğal görünümünü kaybettirmeyen dişler doku uyumu sayesinde ağız yapınızla kolaylıkla uyum sağlamaktadır. Kanal tedavisi yapılan dişlerin etrafı bu porselen uygulama ile kaplanarak normal işlevini görmesi amaçlanır. Alt yapısı sağlam olan dişler için kullanımı uzun süreli olacak olan zirkonyum diş kaliteli yapımı ile rahatlıkla kullanılabilir. Zirkonyum maddesi alerji riski taşımayan ve vücutla hemen uyum sağlayan bir yapıya sahiptir. İlerleyen teknoloji sayesinde hep ileri adım atan diş sektörü bu tedavi şekli ile bir adım daha ileri gitmiştir. Yapılan dişlerin sararma ve renk değişimi olmaması artı avantaj vermektedir. Isı ve ışığı geçirgenliği görünümünü etkileyerek sıcak ve soğuk yiyecekleri algılamasında kolaylık sağlar.

Fiyatları Hakkında

Zirkonyum diş fiyatları diş sayısına göre de farklılık göstermektedir. Tek diş üzerine verilen fiyatlar diş sayısı arttıkça artar. Tedaviyi uygularken yapılan müdahalelere göre değişkenlik gösteren fiyatlar uygulama bitimizde belirli olur. Sektörün getirdiği yenilikler karşısında kullanılan ürünler da fark etmektedir. Buna bağlı artan zirkonyum diş fiyatları farklılık gösterebilir.  Köprü şeklinde yapılan zirkonyum diş porselenleri her zaman farklı olarak gülümsemelerinizde kendini gösterir. Daha güzel gülüşler için seçeceğiniz diş tedavi şekline önem vermelisiniz. Doğal olmayan diş uygulamaları sararır ve tekrarlanmak ister. Çabuk yıpranma göstereceklerinden sizi yorar.  Defalarca dişlerinizde sorun olmasını istemiyorsanız zirkonyum diş fiyatlarına bakmadan diş tedavilerini yaptırmalısınız. Sağlığınızın kapılarını dişleriniz belirler onlara ne kadar iyi bakarsanız size geri dönüşümü o kadar sağlıklı olacaktır.

Daha fazlası...