Çocuğunuzla İletişimin Detayları

çocuklarla iletişim kurma, çocukla nasıl iletişim kurulur, anneler çocukları ile nasıl iletişim kurabilir

Her çocuk anne ve ya babasını model alarak onun davranışlarını benimseyerek büyür. Bu sebeple anne ve babaların çocuklarına kurdukları her cümle ve gösterdikleri her davranış çok önem taşır. Çocukların gelişiminde çocuklar ile kurulan iletişim büyük rol oynuyor. Söylenen her sözün sadece gerçek anlamı bulunmaz. Aynı zaman sözün arkasında gizli olan verdiği mesaj da çok önemlidir. Anne ve ya babanın söylediği her sözcük çocuk için farklı bir mesaj içermektedir. Bu cümlelerden bazılarına örnek vererek anne ve babaların daha bilinçli bireyler olmalarını sağlamalıyız.çocuklarla iletişim kurma, çocukla nasıl iletişim kurulur, anneler çocukları ile nasıl iletişim kurabilir

Çocuğa ‘sen bilirsin’ denilmesi!

Çocuğa sen bilirsin cümlesini kullanmak çocuğa güven veriyor. Çünkü bu durum sen bilirsin mesajı ile çocuğunuzun her kararına saygı duyduğunuzu gösterir. Çocuk aldığı her kararın arkasında anne ve babasının olduğunu sadece bu cümle ile bile kavrayabilir. Özellikle bu cümle ile çocuk anne ve babası tarafından yargılanmadığını görecektir.

Çocuğa ‘sakinleşene kadar seni bekliyorum’ denilmesi!

Çocuğa sakinleşmesini beklediğinizi göstermek çocuğa karşı ne kadar sabırlı ve anlayışlı olduğunuzun göstergesi olur. Çocuk sakinleşene kadar seni bekliyorum mesajı ile ağlamasının ya da öfke ile bağırmasının anne ve ya babasını güçsüzleştirmediğini görecektir. Bu durumda çocuk ailesi tarafından hiçbir zaman terkedilmeyeceğini düşünür ve bu durum kendisine olan güvenini arttırmaktadır.

Çocuğa ‘sana inanıyorum ve sana güveniyorum’ demenin önemi!

Çocuğa belki de söylenebilecek en güzel cümle sana inanıyorum ve sana güveniyorum denilmesidir. Böyle söylendiğinde çocuk her kaygılandığında ve kendini mutsuz hissettiğinde çocuk anne ve babasının yanında olduğunu bu mesaj ile hissetmektedir. Bu cümle ile çocuk hayatı boyunca yaptığı hiçbir yanlışta ailesinin onu terk etmeyeceğini ve her zorluğunda ailesinin yanında olduğunu hissediyor.

Çocuğu doğru davranışa yönlendirmekte söylenen cümlelerin önemi

Kurulan her cümlenin çocuk için bir anlamı bulunuyor. Çocuk yaramazlık yaptığı zaman onlara kızıp çok hareketlisin demek yerine, sakin olduğun zamanları daha çok seviyorum demek daha yararlı olur. Cümleleri olumsuz ekler ile değil, olumlu ekler ile kurmak önemli bir durumdur. Yaramazlık yapıyorsun demek yerine oturarak oyun oynamanı bekliyorum denilmesi çocuğun daha sakin şekilde oyuna devam etmesini sağlamaktadır.

Daha fazlası...

Anne Sütünü Artırmaya Destek Olan Besinler

anne sütünü arttırma, anne sütü nasıl artar, anne sütünü arttıran besinler

Su: Su demek süt demek oluyor. Araştırmalar, su içmenin anne sütünü artırmada neredeyse hayati öneme sahip olduğunu söylemektedir. Yeterli miktarda su tüketimi demek, o kadar da süt üretimi anlamına geliyor. Uzmanlar, süt üretimi ne kalorili besinlere ne de çok yemeye bağlı olmadığını ancak bol bol su içmenin büyük ölçüde süt üretimini destekleyeceğini belirtmektedir. Ayrıca, emzirme dönemindeki annelerin en az 3 litre su içmesini önermektedir.anne sütünü arttırma, anne sütü nasıl artar, anne sütünü arttıran besinler

Çemen Otu Tohumu: Anavatanı Yakın Doğu olan ve baklagiller familyasına ait olan çemen otu tohumunun anne sütünü artırmaya yardımcı olduğu söylenmektedir. İçeriğinde bulunan steroidal yapıların, anne vücudunda süt üretimini sağlayan hormonların sentezini yükselttiği gözlemlenmiş. Bunun yanı sıra vitamin ve protein içeriğiyle hem anne hem de bebek için besleyici yapıdadır. 2 hafta boyunca, sabah ile akşam, çorbalara karıştırarak ya da bal ile 1 tatlı kaşığı ölçüsünde tüketilmelidir.

Malt Özü: Anne sütünü artırmada büyük öneme sahip olan malt özü, alkolsüz bira şeklinde tüketilebilirsiniz. Sabah, öğle ve akşam bir kahve fincanı kadar içilmesi halinde, alkolsüz bira anne sütünü artırarak içeriğindeki B vitamini sayesinde de annenin bağışıklık sistemini korumaktadır.

Anason: Anavatanı Doğu Akdeniz olan anason tatlımsı tadı ve özgün kokusu içinde bulunan ‘anethol’ denilen yağdan gelmektedir. Anne sütünü artırıcı özelliğine ek olarak sakinleştirici, bebekte gaz ve  şişkinlik gibi sindirim sorunları üzerinde olumlu etkisi olduğu ispatlamıştır.

Rezene: Tohumları protein ve yağ bakımından zengin bir besi dokuya sahip olan rezene, anne sütünü artırıcı özelliğiyle biliniyor. Bebeklerde iştah açar, gaz söktürdüğü ve sindirim problemlerine yardımcı olduğu araştırmalar sonucu ortaya konuldu.

Dereotu: Maydonozgiller familyasından anavatanı Asya olan dereotu, anne sütüne etki etmesi bakımından rezeneye benzemektedir. Süt üretiminin sağlandığı hormonların çalışmasına olumlu yönde katkı sağlıyor.

Isırganotu: Çeşitli sağlık sorunlarında destekleyici olarak kullanılan ısırgan otu, anne sütünü artırmada da etkisi büyüktür. Bileşiminde bulunan vitaminler (A, B6, B1, B12, C ile K), proteinler ve mineraller (çinko, silisyum, manganez) anne sütü için gereken temel elementleri içermektedir.

Daha fazlası...

Annelerin bebekleri ile bağları ve davranışları

Birçok uzmanın yıllardır üzerinde durmuş olduğu araştırma konularından bir tanesi de anne ile bebek arasında meydana gelen mucizevi duygusal bağdır. Uzmanlar tarafından hem fikir olunan şeylerden biri de anne ile bebek arasındaki duygusal bağın bebeğin anne rahmine düşmesi ile birlikte başladığı konusudur.anne ve bebek iletişimi, anne ve bebekleri, annelerin bebekleri ile bağları

Bebek anne rahmine düştükten sonra meydana gelen fizyolojik ve hormonsal olaylar ile birlikte zamanla annesine karşı sevgi duymakta ve aynı şekilde anne de bebeğine karşı sevgi ve şefkat barındırmaktadır. Devamında gelen bebeğin büyümesi üzerine artık tekme atması ile birlikte de artık anne bebeğini sadece ruhen değil gerçek olarak da hissedebilmektedir. Artık bebeğini karnında hissedebilen anne ise bebeğine karşı çok daha büyük bir sevgi ve bağlılık duymaktadır.

Anne bebeğinin ilk öğretmeni

Bebeklerin gerek anne karnındayken gerekse de doğduktan sonra her zaman ilk duydukları ses, ilk hissettikleri ten, ilk gördükleri bakış hem anneleri tarafından olmuştur. Aynı zamanda hayatlarının devam eden kısmında da hem yemek yemeyi öğrenmesi, hem tuvalet eğitimi hem de yürüme alışkanlıklarını annelerinden öğrenmektedir. Yani anneler sadece bebeklerin annesi değil aynı zamanda ilk öğretmeni de olmaktadır. Annelerin üzerine düşen bu büyük sorumluluklarla beraber çocuğun yanında nasıl davranması gerektiği de farklı bir sorumluluk yüklemektedir.

Anne ile bebek arasındaki iletişim

Bebekler anne karnında oldukları andan itibaren anneleri ile iletişim halindedirler. Anneleri ile oluşan göbek bağı sonucunda annenin hissettiği her duyguyu olumlu veya olumsuz bebek de hissetmek de bebeğin de fizyolojisi bu duygularla beraber değişebilmektedir. Örneğin; annenin bir şeyden aniden korkması üzerine salgılamış olduğu adrenalin hormonu sonucunda vücudundaki kan akımının hızlanması ve diğer gerçekleşen organlardaki değişimler bebekte de meydana gelmektedir. Bu nedenle anneler bebeklerini karnında taşıdıkları sürece stres, sinir veya üzüntüden oldukça uzak durmalı ve bebeğinin sağlığını korumalıdır.

Bebek annesine karşı hissetmiş olduğu sonsuz güven ve sevgi sonucunda annesinin söylediklerine ve yaptıklarına karşı da aynı duyguları beslemektedir. Bu nedenle bebeklerin yaptıkları her davranışlarında annelerini görebilirsiniz. Bu da demek oluyor ki anneler bebeklerinin yanında yaptıkları her şeyden sorumlu olup, çok daha dikkatli konuşmalı ve davranmalıdırlar.

Daha fazlası...

Çocuğunuzda Kardeş Kıskançlığı

Kıskançlık problemi aslında sevilen bir kişinin paylaşılamamasından doğar ve aslında davranışların yanı sıra çocuklarda kıskançlık içgüdüleri yüzünden olmaktadır. Yaşamın her döneminde karşılaşırız belki ancak çocuklarda daha belirgin olarak gözlemlenebildiğinden daha dikkat çekici bir hal alabilmektedir. Çocuk belirli bir yaşa geldiğinde herkesi kendisinden daha iyi zanneder. Özellikle yeni doğan kardeş kıskançlığı kimi zaman çocuğunuzun ilerleyen yaşantısını bile etkileyecek davranış bozukluklarına sahne olacaktır. Altını ıslatma parmak emme gibi belirtileri olan kıskançlığın önüne geçebilmek doğru hareketi kazandırmak adına çaba sarf etmeniz gerekmektedir.kardeş kıskançlığı, çocuklarda kardeş kıskançlığı, kardeş kıskançlığına öneriler

Çocuğunuzda Kardeş Kıskançlığı Nedenleri

Kıskançlık çok doğal bir duygudur çocuğun sizi paylaşamamasından kaynaklanır ve temelinde güvensizlik vardır. Tüm ilgi kendisinde iken paylaşması gerekmekte ve artık kardeşine de ilgi paylaşımı yapılmaktadır. Bebeğe karşı görünse bile kızgınlık aslında anne babayadır ve amaç onları cezalandırmaktır. Böyle bir durumda çocuk terkedilmiş ve güvensiz hissetmeye başlar ki sonucu kırgınlık duyguları gelişir. Çocuğun bebeğe hoşgörüsü ebeveyniyle arasındaki ilişkiye anne babanın tutumuna bağlıdır. Yaş farkı da çok fazla etken olabilmekte yaş farkı az ise kıskançlık oranı daha da artış göstermektedir. Dışarıdan gelen müdahalelerde çocukta olumsuz düşüncelere neden olabilmektedir. Cinsiyet farkından dolayı da kendine kızgınlık gelişebilir ben neden erkeğim o kız gibi soruları kendine yönelterek hatayı kendinde arayabilir.

Çocuğunuzdaki Kardeş Kıskançlığına Öneriler

Daha henüz doğmadan önce anlayacağı bir dille ailenin yeni üyesinden ona bahsedilmesi ortamın biraz daha karışık ve heyecanlı bir hal alabileceği sık misafir geleceğinden dolayı yorgun olabilecekleri belirtilmelidir. Ayrıca bebeğin küçük olmasından dolayı ilgiye muhtaç olduğundan onunla biraz daha fazla vakit geçirilmek zorunda olunacağı ancak zamanla her şeyin tekrar düzene gireceği anlatılmalıdır. Kardeş kıskançlığını önlemek için çocuğunuzu yüreklendirin ne kadar iyi anlaştıklarını ifade etmeye çalışın sizin övgünüzü hak etmek için elinden geleni yapacaktır. Kardeşi için yapabilecekleri konusunda ona da sorumluluklar yüklemekten kaçınmayın. Beraber vakit geçirebilmelerini sağlayın kardeşinin ona ihtiyacı olduğunu hissettiğinde aralarında bağ kurulacaktır. Sonuçta ne olursa olsun onlar kardeştir ilerleyen zamanlarda kavga da etseler aralarındaki bağ hiçbir şekilde kopmayacaktır.

Daha fazlası...

Çocuk sevgiyi kimden nasıl öğrenir?

Anne ile çocuk arasında oluşan sevgi ve bağlılık anne doğum yapmadan önce başlamaktadır. Hem toplum tarafından kadına aşılanan çocuğunu doğmadan sevme algısı hem de annenin çocuğu için duyduğu heyecan ile birlikte anne çocuğunu doğmadan sevmeye başlamaktadır. Yeryüzünde olmayan bir canlıyı görmeden sevebilme iç güdüsü sadece annelere özgüdür. Bir annenin çocuğuna karşı duyduğu sevgiyi ve şefkati hiç kimse birbirine duymamaktadır.çocuk sevgisi, anne ve çocuk sevgisi, çocuklara yaklaşım

Çocuğun davranışlarında anne etkisi

Çocukların da dünyaya gözlerini açtıktan sonra annelerinin karşılıksız sevgisi ve şefkati üzerine ilk sevdikleri ve güvendikleri kişiler daima anneleri olmaktadır. Çocuğun büyüme aşamasında da her evrede en çok annesi ile vakit geçirdiği için çocuklar çoğunlukla annelerini taklit etmektedir. Bu nedenle bir annenin çocuğunun yanında söylediği her söz yaptığı her davranış oldukça önemlidir. Çünkü çocuk annesine sonsuz bir sevgi ve güvene sahiptir. Bu nedenle annesinin yaptığı her davranışı doğru kabul etmektedir.

Kısacası çocuğun ileriki yaşlardaki her davranışından anne sorumludur diyebiliriz. Hal böyle olunca annelere oldukça büyük bir görev düşmektedir. Çocuklarını her zaman ahlaklı ve güzel bir şekilde yetiştirmek isteyen anneler de birbirinde farklı şekilde olabilmektedir. Kimi anne aşırı duyarlı iken, kimi anne aniden öfkelenebilme gibi karakterlere sahip olabilmektedir. Çocuklara her davranışınızda tutarlı olmalısınız.

Annenin çocuğuna karşı yaklaşımları

Anne mutlaka çocuğuna erişilebilir olmalıdır. Çocuğun her talebini dikkate alarak değerlendirmelidir. Bu demek değildir ki çocuğunun her dediğini yapsın. Çocuğunun talebini dinleyerek sanki ona bir yetişkinmiş edasıyla cevabınız hayırsa hayır demenizin nedenini açıklamalısınız. Ancak bunu yaparken de oldukça yumuşak ve uysal bir tavırla yapmalısınız. Çocuğunuzun ihtiyaçlarını yerine getirmelisiniz.

Çocuğunuza her zaman duyarlı ve bir o kadar dinleyici olmalısınız. Çocuğunuzun her sorununu mutlaka dinleyerek ona saygı göstererek sanki bir birey tavrıyla çocuğunuza yaklaşmalısınız. Bir çocuğun ileri dönemlerde yaşadığı psikolojik sorunların nedenleri arasında anne sevgisizliği de oldukça büyük rol oynamaktadır. Bu nedenle çocuğunuza karşı yapacağınız en önemli şey ona sevginizi göstermek olacaktır. Mutlaka iyi bir iletişim kurarak çocuğunuza sevginizin sonsuzluğunu göstermelisiniz.

Daha fazlası...

ÇOCUKLARDA CİNSEL İSTİSMAR BELİRTİLERİ NELERDİR?

Geçmişten günümüze, birçok çocuk cinsel istismara maruz kalmaktadır. Ancak çocuklar, korku, endişe ve diğer psikolojik nedenlerden dolayı bu durumu dile getirmemektedir. Cinsel istismara maruz kalan çocuklar genellikle 8 ile 12 yaş arasındadır. Ancak daha küçük çocuklar, hatta bebekler bile cinsel istismara maruz kalmaktadır. Çocuklar korku, utanma duygusu ve diğer sebeplerle, bu olayları ailelerine anlatmaz. Bazen de istismar eden kişilerin tehditle korkutması sonucu susmaktadırlar. Ancak aileler cinsel istismarın belirtilerini öğrendiklerine, bu durumu kendileri anlayabilirler.

CİNSEL İSTİSMAR BELİRTİLERİ İKİYE AYRILIR;

Psikolojik Belirtiler: Cinsel istismara uğrayan çocuklarda, öncelikle kişilik ve karakterde değişiklikler gözlemlenir. Örneğin çocuğunuz rahat yapılı bir çocukken, tedirgin, kaygılı, güvenini kaybetmiş bir çocuk haline gelebilir. Bu tür belirtiler yaşayan çocuklar, yaşıtları ile arkadaşlık etmekte güçlük çekmeye başlarlar. Cinsel istismara uğrayan çocuklarda görülen bir diğer belirti ise davranışlarında oluşan değişikliklerdir. Yaşları küçük çocuklar, başparmağı emmek, tuvalet eğitimi olmasına rağmen altına kaçırmak veya yatağını ıslatmak gibi davranışlar sergilerler. Bunun yanında uykuya dalma zorluğu çekerler ve uykuda düzenli kâbuslar görmeye başlarlar. Çocuklarda istismar sonrası görülebilen belirtilerden biri de, cinsel davranışlar göstermeye başlamasıdır. Çocuk oyuncakları ile cinsel hareketlerde bulunmaya başlar. Cinsellik içeren resimler çizmeye çalışır. Hatta mastürbasyon yapmaya çalışırlar ve kardeşlerine karşı cinsel davranışlar sergilemeye başlarlar. Cinsel istismara maruz kalan çocukların genelinde, yetişkinlerden korkma duygusu gelişir. Bu korkular aniden oluşur ve sadece kişinin kendine değil, o an oluşan bir duruma karşı olabilir. Çocuğunuzu banyo yaptırmak istediğiniz zaman, soyunma korkusu yaşayarak itiraz edebilir. Bir hekimin muayenesinden geçmekten dahi korkar hale gelebilir. Çocuklarınızda görebileceğiniz psikolojik belirtiler bu şekildedir.çocuklarda cinsel istismar, cinsel istismar belirtileri, çocuklarda istismar belirtileri

Fiziksel Belirtiler: Cinsel istismarın çocuklar üzerinde, fiziksel belirtileri de oluşabilir. Ancak bu belirtiler psikolojik belirtilere oranla çok nadiren fark edilmektedir. Buna rağmen dikkat edebileceğiniz belirtiler, anal veya vajinal akıntı, kaşıntı, ağrıdır. Ayrıca sıkça idrar enfeksiyonu, boğaz ağrısı, idrarda yanma ve ağrı, şişmeler ve morarmalar görülebilir. Bu tür belirtileri çocuklarınızda görebilirsiniz. Eğer çocuğun cinsel istismara uğradığından şüpheleniyorsanız ve bu belirtiler ile karşı karşıya kalıyorsanız, çocuğunuzun mutlaka uygun bir hekim kontrolünden geçmesini sağlayın.

Daha fazlası...

Çocukların Okula Alışma Süreci

Yazın aşağı yukarı yarısına geldiğimiz şu günlerde çocuklar gönlünce gezip oynuyorlar. Daha önce okula başlamış olan çocuklar yaz tatilinin tadını çıkartırken henüz okula başlamamış ve bu yazın sonunda okul ile tanışacak olan miniklerin aileleri de onlar adına yavaş yavaş okul hazırlıklarına başlıyorlar. Okula henüz başlayacak olan çocuklar açısından bu yazın sonu biraz sorunlu olabilir. Çünkü tam anlamıyla hayatlarının bir noktası değişen çocuklar ilk günlerde adaptasyon sorunu yaşayabilmekte ve hatta okuldan nefret etmeye başlayabilmektedir. Bu gibi durumlarla karşılaşılmaması için yazın sonuna doğru çocukların yavaş yavaş okula ısındırılmaya başlanılması gereklidir.Çocukların okula alışması, okula alışma süreci, okula alışma

Çocukların okula alışma sürecine katkıda bulunulması için çok sıkıcı olmayacak şekilde harf öğretilmeye ya da sayma öğretilmeye başlanılmalıdır. Yapılacak 5-10 dakikalık günlük çalışmalar ile çocuklarda okur-yazar olma şevki ortaya çıkartılmalı ve okula özendirilmelidir. Böyle yapıldığında okullar açıldığında çocukların adaptasyon süreci daha hızlı tamamlanacaktır. Çocukların okula alışma sürecinde ortaya çıkabilecek en büyük sorun okula gitmemeyi istemedir. Bunun nedeni ise çocukların anneleri ile sağlam bir bağ kurmuş olmaları ve günün büyük bir kısmını anneleri ile geçirmiş olmalarıdır. Böyle bir sorun yaşanmaması için çocukların 4-5 yaşlarına geldiklerinde anneleri ile aralarında var olan bağlarının biraz zayıflatılması gerekmektedir. Eğer okula başlayıncaya kadar çocuk ile anne arasındaki bağ zayıflatılmamış ise okul başladığında zayıflatılmalıdır.

Çocuk okula gitmek istemiyor ve gitmemek için ağlıyorsa onun isteği yapılmamalıdır. Uygun bir dille okula gitmesi gerektiği, okulda birçok arkadaş edineceği vb. gibi konular anlatılarak ikna edilmelidir. Anne-baba ikna edici olamıyor ve sorun devam ediyorsa bir pedagogdan yardım alınmalıdır. Çocuk psikologu gözetiminde birtakım uygulamalar yapılarak okula alışma sürecinin altından kalkılabilir.

Daha fazlası...

ÇOCUKLARIN İNADINI YENME

Çocukların inatçı tavırlar sergilemesi aslında anne- baba ve çocuk arasında bir güç savaşı olarak nitelendirilebilir. Bu inatçı tavırların temelinde zamanla büyüme sürecine girdikleri için bilişsel ve fiziksel becerilerinin artış göstermesi çocukları bağımsızlığa itmektedir. Koyulmuş olan sınırlar da bir takım inatların ve çatışmaların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Sağlıklı bir gelişim süreci geçirmiş olan çocuklar zaman içerisinde doğal çevresini keşfederek bağımsızlık davranışlarını gütmektedirler. 2- 3 yaş döneminden itibaren başlayan inatçılık zamanla daha zor koşullara gelmektedir. İleri ki dönemlerde daha da zor bir hal alan bu durumların önüne geçmek için çocuğun inadı ile başa çıkma yollarını aramak gerekmektedir.çocuklarda inat, inatçı çocuklar, inat yenme

Çocuğun inadı ile nasıl başa çıkılır?

İnatlaşmakta olan bir çocuğun inadı ile başa çıkmak oldukça zordur. Bunun için izlemeniz gereken bazı yollar vardır. Öncelikle karşınızda bulunan kişinin çocuk olduğunu ve bu durumun geçici olduğunu unutmamanız gerekmektedir. İsteklerine karşı hoşgörülü ve tutarlı davranmanız gerekir. İstediği ölçütler karşısında almış olduğunuz kararlarınızdan geri adım atmamaya gayret edin. Anne ve babanın paralel bir durum sergilemesi çocukların davranışlarında oldukça etkilidir. İlk anda evet demiş olduğunuz durumların ileriki süreçte bazı değişimlerle evet onayına dönüşmesine izin vermeyin. Kalabalık ortamlarda inatçı tavırlar sergilediği zamanlar çocuğunuzun isteklerinde ısrar etmesine ve ağlayarak sizi ikna etmesine izin vermeyin. Kalabalık ortamdan bir an önce uzaklaşmaya gayret edin. İnatçı tavırlar sergilediği takdirde ceza yöntemleri uygulayarak davranışlarını engellemeye çalışmayın. Tatlı dil ile onu yapmış olduğu bu davranışlarından uzak tutmaya gayret edin. Ceza verdiğiniz takdirde çocuk bunu şiddet eğilimi olarak algılayarak daha olumsuz sonuçların yaşanmasına neden olabilir.

Davranışlarınıza dikkat edin

Çocuğunuz ile iletişim içerisindeyken davranışlarınızı dikkat bir şekilde ilerletin ve ses tonunuzu ayarlayarak konuşmaya gayret edin. İnatçılığının artış gösterdiği durumlarda sabırlı bir ebeveyn olarak davranışlar sergileyin. İnatçı hallerinden vazgeçirmek için sevdiği etkinlikleri beraber yapmaya çalışın. İlgi ve alakanızı gerekli oranda göstererek bu durumun geçici olduğunu kafanıza yerleştirin. Çocuğunuza karşı iyi bir dinleyici olarak sıkıntılarını beraber çözmeye gayret edin. Kendi başına yapmak istediği hareketleri bir yandan destekleyerek kısa sürede alışmasına yardımcı olun.

Daha fazlası...