Bilgisayarda Hızlı Yazı Yazabilme

Bilgisayarda hızlı yazı yazabilme, on parmak klavye kullanma, bilgisayar klavyesini on parmak kullanma

Bilgisayar kullanmak artık bir lüks değil ihtiyaç halini aldı. Birçok şeyi bilgisayar ile yapar hale geldiğimiz günlerden bugüne kadar eğitimden eğlenceye kadar hemen her işimizi bilgisayarlar üzerimden görüyoruz. Durum böyle olunca bilgisayarı hakkını vererek kullanmak gerektiğini vurgulamadan geçmemek lazımdır. Mutlaka hayatınız boyunca en azından birkaç ay da olsa bilgisayarda aşırı uzun süreler yazı yazmanız gerekecektir. Özellikle de üniversite eğitimi alıyorsanız ve tez vb. gibi bir şeyler yazmanız gerekiyorsa bilgisayarda on parmak ile yazı yazmanız gerekecektir. Bilgisayarda hızlı yazı yazabilmek için yapmanız gerekenleri bilir ve bunları yaparak kendinizi hızlı yazamaya alışkın bir hale getirirseniz başarılı sonuçlar elde edebilirsiniz. İşte bilgisayarda hızlı yazı yazmanızı sağlayacak şeyler.Bilgisayarda hızlı yazı yazabilme, on parmak klavye kullanma, bilgisayar klavyesini on parmak kullanma

On Parmak Klavye Programları İle Alıştırma Yapın

İnternette ücretli ve ücretsiz sürümlerini bulabileceğiniz binlerce farklı on parmak programı bulunmaktadır. Bu programlardan bir tanesin bilgisayarınıza yükleyip gösterdiği şekilde parmaklarınızı kullanır ve tüm alıştırmalarını yerine getirirseniz hızlı bir şekilde klavyede yazı yazmaya başlayabilirsiniz. Düzenli olarak on parmak klavye programlarını kullanırsanız günden güne daha da hızlı yazı yazdığınızı göreceksinizdir.

Metinleri Bilgisayara Aktarma Alıştırması Yapın

Bir dergi, kitap vb. alinize alın ve bir sayfasını açın. O Sayfada gördüğünüz tüm yazıları bilgisayara aktarın. Başlarda klavye kullanmanız yavaş olacaktır ancak ne kadar fazla bu şekilde alıştırma yaparsanız parmaklarınız o kadar hızlanacaktır. Çünkü beyin bir süre sonra klavyedeki tuşların yerini ezberleyecek ve bir yazıyı yazmaya kalktığınızda harfleri daha kolay bulabileceksiniz. Tekrarlı öğrenme olarak isimlendirilen bu olay tıpkı bir sokaktan defalarca kez geçip dikkat etmediğiniz halde bir bakkalın, manavın, hatta bir elektrik direğinin yerini bilmeniz ile aynı şeydir. Farkında olmadan bazı şeyleri adınız gibi öğrenirsiniz. Klavye kullanarak çok hızlı bir şekilde yazı yazmak da bunlardan bir tanesidir.

Klavyeye Bakmamaya Çalışın

Bilgisayarınızın klavyesine olabildiğince az bakmaya çalışın. En başlarda belki biraz zorlanabilirsiniz. Ancak zaman ilerledikçe bu alıştırmayı yaparak çok daha hızlı ve hatasız bir şekilde klavyede yazı yazabildiğinizi göreceksinizdir.

Daha fazlası...

Doğum Sonrası Cinsel Yaşam Nasıl Olur?

doğum sonrası cinsel yaşam, doğumdan sonraki cinsel yaşam, doğum yapan bayanların cinsel yaşamı

Çocuğunuz dünyaya geldikten sonra cinsel ilişkiniz monotonlaşıp 10 günde bir ilişki ve buluşmalar meydana gelmesi gibi durumlar meydana gelebiliyor. Doğum sonrası uykusuz kalma çocuğun ya da çocukların uyumasını bekleme, ansızın çocuğun ağlaması gibi nedenler doğum sonrası cinsel yaşamı olumsuz yönde etkilediği doğru bir durumdur. Bebekle aynı yatakta uyumak, anne baba yanında bebeğin uzun süre kalması gibi nedenler doğum sonrası cinsel yaşamı olumsuz yönde etkiler. Bebeğin anne baba yanında uyuması yanlış bir davranış değil, fakat bebeğin uzun zaman anne baba yanında yatması yanlış bir davranış diyebiliriz. Çocuğun gelişmesini ters yönde etkileyebilir çocukların gelişmesi, büyümesi anne baba açısından önemlidir çocuğun anne baba yanından ayrılarak zamanında uyuması ile kendi ihtiyaçlarını kendi görmeye başlaması, kreşe gitmesi ve anne babanın kendini iyi hissetmesini sağlayacaktır. Bireyler olarak çocuğun kendi başına kendi ihtiyaçlarını görmesi ve buna bizim yardımcı olmamız gerekmektedir aksi takdirde bu bireyler arasında sorunlara neden olacaktır en önemlisi bireyler olarak çocuğun kendine özgüvenin oluşmadığını hissetmenize neden olur. Ve doğum sonrası cinsel yaşamı da kötü yönde etkileyecektir sürekli sizi rahatsız edecek ve belli bir zaman sonra çocuğun aklı bazı şeylere yetecek, gördüğünü anlama aktarma ve konuşmaya başlar.doğum sonrası cinsel yaşam, doğumdan sonraki cinsel yaşam, doğum yapan bayanların cinsel yaşamı

Doğum sonrası cinsel yaşam anne de daha çok etkili ve doğum sonrası anne bir takım hormonal bozuklukların ile lohusa dönemini geçireceği için baba açısından bu gibi durumlar söz konusu olmaz. Geceleri aşırı uykusuz kalma, bebeğin gaz çıkarma durumları gibi nedenlerle annenin yeterli uykuyu alamayışı ile sürekli tetikte uyku uyuması, kendini doğum sonrası cinsel yaşamda olumsuzluklar oluşturan nedenler arasında yer alır. Düzenli beslenme doğum sonrası anne için önemlidir düzenli ve düzenli uyku, sağlıklı beslenme, yeterli sütü bebeğe sağlama ve ailede babanın anneye ev işlerinde ve çocuğun ihtiyaçlarını karşılamada sürekli yardımcı olması, annenin doğum sonrası cinsel yaşamını olumlu yönde etkilemektedir. Çevresel faktörlerin de ortadan kalkması, bedenen doğum etkilerinin yavaş yavaş kendini kapatması ve doğum sonrası cinsel yaşamda anneyi yine olumlu yönde etkileyen faktörlerdendir babalar bu açıdan anneler gibi zor bir süreç geçirmez.

Daha fazlası...

Babydoll Makyajı İle Çarpıcı Gözlere Ulaşın!

Babydoll makyajı nedir, Babydoll makyajı yapımı, Babydoll makyajı nasıl yapılır

Son zamanlarda sadelikten yana olan makyaj trendleri ile karşı karşıyayız. Fakat bazı makyaj trendleri de var ki gözleri öne çıkarması ve kadınların yüzünü çekici bir güzellikle kuşatmasından dolayı sade makyajları da geride bırakabilir. İşte bu makyajlardan biri olan babydoll makyajı sizleri bebeksi yapacaktır. Oyuncak bebekler gibi görünmeyi amaçlayan bu makyaj trendi soğuk kış aylarının da gözdesidir. Sizde bebeksi ve seksi görünmenin yeni adı olan babydoll makyajı merak ediyorsanız işte detaylar…

Cildinizi Temizleyip Sadeleştiriniz!

Babydoll makyajı ile güzelliğinizi taçlandırmaya karar vermişseniz ilk olarak yüzünüzü tonik ile ve ya diğer temizleyicilerden biri ile arındırmanız gerekir. Cildiniz tamamen temizlendikten sonra nemlendirici bir krem sürerek cildinize hafif hafif yediriniz. Hemen ardından ise cilt tonunuz ile aynı ya da yakın tonlarda bir fondöten ile yüzünüzü pürüzsüz hale getirmelisiniz. Makyaj süngerinizin nemli olması daha doğal bir fondöten görüntüsü vermektedir.Babydoll makyajı nedir, Babydoll makyajı yapımı, Babydoll makyajı nasıl yapılır

Gözlerinizi Aydınlatınız!

Babydoll makyajı nasıl yapılabilir diyenler için fondötenden sonra kullanılacak en önemli makyaj malzemesi aydınlatıcı olmalıdır. Aydınlatıcı alarak gözlerinizin çevresini doğallığınızı bozmayacak kadar aydınlatınız. Özellikle açık pembe bir allık ile yanaklarınıza renk katınız.

Kaşlar ile Gözlerde Yüksek Uyum Sağlayın!

Kaşlarınız seyrekse ve ya dağınık bir görüntüsü varsa bunu kaş kalemi ya da kaş farı ile düzeltiniz. Kaşlarınızın doğal çizgisine dokunmadan iç kısımları doldurunuz. Bebeksi kaşlar elde etmenizi sağlayacak olan bu yöntemle birlikte göz kapaklarınıza da çok açık denilebilecek bir pembe ile far uygulayınız. Daha sonra ise göz kalemi yardımı ile gözlerinizin üst kısmına eyeliner kullanıyor gibi çok hafif çizgiler çekmelisiniz. Gözlerinizin alt kısmına ise nüde tonda göz kalemi çekerseniz daha doğal durur. Gözlerinize takma kirpik takarak daha cesur bir görüntü elde edebileceğiniz gibi bir maskara yardımı ile de alt ve üst kirpiklerinizi belirgin hale getiriniz.

Dudakları Unutmayınız!

Babydoll makyaj trendi içerisinde ise en fazla göze çarpan detaylardan biri olan dudaklar için açık pembe ve ya sakız pembesi denilebilecek bir ruj kullanmalısınız. Biraz daha canlı bir dudak istiyorsanız mat ancak daha koyu bir pembe tercih etmelisiniz.

Daha fazlası...

Çocuğunuzla İletişimin Detayları

çocuklarla iletişim kurma, çocukla nasıl iletişim kurulur, anneler çocukları ile nasıl iletişim kurabilir

Her çocuk anne ve ya babasını model alarak onun davranışlarını benimseyerek büyür. Bu sebeple anne ve babaların çocuklarına kurdukları her cümle ve gösterdikleri her davranış çok önem taşır. Çocukların gelişiminde çocuklar ile kurulan iletişim büyük rol oynuyor. Söylenen her sözün sadece gerçek anlamı bulunmaz. Aynı zaman sözün arkasında gizli olan verdiği mesaj da çok önemlidir. Anne ve ya babanın söylediği her sözcük çocuk için farklı bir mesaj içermektedir. Bu cümlelerden bazılarına örnek vererek anne ve babaların daha bilinçli bireyler olmalarını sağlamalıyız.çocuklarla iletişim kurma, çocukla nasıl iletişim kurulur, anneler çocukları ile nasıl iletişim kurabilir

Çocuğa ‘sen bilirsin’ denilmesi!

Çocuğa sen bilirsin cümlesini kullanmak çocuğa güven veriyor. Çünkü bu durum sen bilirsin mesajı ile çocuğunuzun her kararına saygı duyduğunuzu gösterir. Çocuk aldığı her kararın arkasında anne ve babasının olduğunu sadece bu cümle ile bile kavrayabilir. Özellikle bu cümle ile çocuk anne ve babası tarafından yargılanmadığını görecektir.

Çocuğa ‘sakinleşene kadar seni bekliyorum’ denilmesi!

Çocuğa sakinleşmesini beklediğinizi göstermek çocuğa karşı ne kadar sabırlı ve anlayışlı olduğunuzun göstergesi olur. Çocuk sakinleşene kadar seni bekliyorum mesajı ile ağlamasının ya da öfke ile bağırmasının anne ve ya babasını güçsüzleştirmediğini görecektir. Bu durumda çocuk ailesi tarafından hiçbir zaman terkedilmeyeceğini düşünür ve bu durum kendisine olan güvenini arttırmaktadır.

Çocuğa ‘sana inanıyorum ve sana güveniyorum’ demenin önemi!

Çocuğa belki de söylenebilecek en güzel cümle sana inanıyorum ve sana güveniyorum denilmesidir. Böyle söylendiğinde çocuk her kaygılandığında ve kendini mutsuz hissettiğinde çocuk anne ve babasının yanında olduğunu bu mesaj ile hissetmektedir. Bu cümle ile çocuk hayatı boyunca yaptığı hiçbir yanlışta ailesinin onu terk etmeyeceğini ve her zorluğunda ailesinin yanında olduğunu hissediyor.

Çocuğu doğru davranışa yönlendirmekte söylenen cümlelerin önemi

Kurulan her cümlenin çocuk için bir anlamı bulunuyor. Çocuk yaramazlık yaptığı zaman onlara kızıp çok hareketlisin demek yerine, sakin olduğun zamanları daha çok seviyorum demek daha yararlı olur. Cümleleri olumsuz ekler ile değil, olumlu ekler ile kurmak önemli bir durumdur. Yaramazlık yapıyorsun demek yerine oturarak oyun oynamanı bekliyorum denilmesi çocuğun daha sakin şekilde oyuna devam etmesini sağlamaktadır.

Daha fazlası...

Kış ayları için cilt bakım önerileri

cilt bakım önerileri, kış için cilt bakım önerileri, kışta cilt bakımı

Kış aylarının gelmesiyle beraber etkinliğini artıran kuru ve soğuk havalar, klimalar, kaloriferlerle ısınan kapalı alanlar, yünlü, çevre kirliliği, kalın ve ya sentetik giysiler, cilt temizliğinin ise yaz aylarına göre seyrekleşmesi gibi faktörler kış aylarında cildimizi etkileyen en önemli faktörlerdendir. Cildimizin havayla temas eden yüz ve eller gibi açık bölgeleri kış aylarında kurumakta, hassaslaşarak çatlamakta ve kızarabilir. Alerjik kişilerde ise sentetik, yünlü ve ya deri kıyafetlere karşı kontakt dermatitler kış aylarıyla birlikte daha sık görülür. Derimizin üzerinde kıyafetlerimiz, yağ salgıları ve terle sürekli örtülü olması nedeniyle yağ bezi hastaları da artar. Özellikle lipofilik mantar hastalıklar ile nem artışına bağlı olarak vücuttaki kıvrımlı olan yerlerinde enfeksiyonlar daha sık oluşuyor. Tüm bu sorunların önüne geçmek için ise cilt bakım önerilerine yazımızda ulaşabilirsiniz.cilt bakım önerileri, kış için cilt bakım önerileri, kışta cilt bakımı

Temizlik: Yüzünüz ve vücudunuz için kurumayı engellemek amacıyla yağlı ya da kremli sabun ve jeller kullanmalısınız.

Peeling: Kış aylarında deri tipine göre ayarlanacak sıklıklarda retinoik asit, gilikolik asit ve ya salisilik asit içeriğine sahip krem, jel ya da maskelerle derinin ölü tabakasının yenilenmesini mutlaka sağlamak gerekir.

Nemlendirme: Yüz ya da vücudun deri tipine uygun olan nemlendiriciler her banyo sonrasında uygulanmalı ve ya kuruluğu engel olabilecek şekilde bu nemlendiriciler daha sık aralıklar sürülür.

Güneş koruması: Kış aylarında güneş koruması ihmal edilmeyerek devam ediniz. Özellikle karda, yüksek yerlerde yansıma sebebiyle güneş etkisi artar. Yağmurlu havalarda dahi güneş açtığında ışığa duyarlı ciltlere sahip kişiler en az ise; SPF: 15 ve ya 30 arasındaki sprey losyon ya da krem formundaki koruyucuları kullanmalıdır.

Anti-aging: Glikolik asit, retinoik asit ve askorbik asitlerle peptidler; krem, maske ya da serum şeklinde uygulayınız. Sistemik olarak antioksidan gibi gerekli maddeler tablet ya da kapsül formunda alınız.

El bakımları: Soğuk havalarda vazelin, lanolin içeriğine sahip el kremleri daha sık kullanılmalı, gliserin, el sabunlarının kremli ve ya yağlı olmasına dikkat edilmeli ve eldiven kullanmalısınız.

Ayak bakımları: Kış aylarında kalın çoraplar, botlar ve ya çizmelerin içinde uzun süre kalan ayaklarımız için salisilik asit ile üre içeren pomadlar ve kremler düzenli olarak uygulayınız. Aynı zamanda mantar öldürücü spreyler, pudra, köpük, krem şeklinde uygulayarak mantar enfeksiyonlarına karşı ayaklar korunabilirsiniz.

Daha fazlası...

Yağ Bezeleri İçin Bitkisel Çözümler Nelerdir?

yağ bezelerine çözüm, yağ bezelerine doğal çözümler, yağ bezelerini yok etme

Buhar: Isı ile nem yağ bezesinin yumuşamasına yardımcı olmaktadır. Yumuşayan yağ bezesinin kendi kendine boşalma ihtimali artıyor. Yeterli ısı ve buharı sağlamak için sık sık sıcak suyla duş alınabilir. Bir diğer alternatif ise, havluyu buharda ısıtılması ya da sıcak suyla ıslattıktan sonra iyice sıkılıp bezenin üstüne kompres yapacak şekilde uygulanmasıdır. Sıcak kompresi gün içinde yaklaşık 20-30 dakikalık sürelerde 3 ve ya4 defa uygulayınız.yağ bezelerine çözüm, yağ bezelerine doğal çözümler, yağ bezelerini yok etme

Çay Ağacı Yağının Etkisi: İltihap önleyici özelliğinin yanı sıra bakterileri temizleye bilen özelliği bulunan çay ağacı yağı sivilcelerde olduğu gibi yağ bezeleri tedavisinde de önerilen doğal yağlar arasında yer almaktadır. Çay ağacı yağını gün içinde 2-3 kez direkt yağ bezesinin üstüne ve ya çevresine uygulayabilirsiniz. Bu uygulama bezenin iyileşme süresini kısaltırken bakterileri temizleyerek enfeksiyon riskini önemli oranda azalacaktır.

Aloe Vera: Aloe vera jeli yağ bezesini yumuşatmasının yanı sıra, boyutunu küçültür ve iyileşme süresini kısaltmaktadır. Bir miktar jeli her gün düzenli olarak bezenin üstüne sürünüz. Aloe veranın anti bakteriyel özelliği de vardır ve bakterileri temizlemektedir.

Hintyağı: Yağ bezesine düzenli şekilde hintyağı sürmek bezenin daha kısa sürede boyutunun küçülmesini sağlıyor. Hintyağını uygulamak için küçük bir parça pamuklu kumaşa ya da bir parça pamuğa 4-5 damla hintyağı damlatıp bezenin üstüne yerleştiriniz. Daha sonra yağın etkisini göstermesi için üzerine sıcak havlu koyup yaklaşık 30 dakika kadar bekletiniz. Bunu gün içinde 2-3 kez tekrarlayın. Kesinlikle Hintyağını ağız yoluyla tüketmeyiniz.

Sirke: Bilhassa enfeksiyon riski yüksek yağ bezesini temizlemek ve küçültmek için oldukça etkili bir çözüm sunar. Sirkeyi beze üzerinde sürdükten sonra gazlı bezle ya da beze çok küçükse yara bandıyla kapatınız. 3-4 gün bu şekilde beklettikten sonra yara bandını çıkarıp bir parça pamuğu ılık suyla ıslatıp sirkeyi temizlemelisiniz. Bu uygulamayı beze iyice temizlenene kadar tekrarlayabilirsiniz.

Bal: Cilt yüzeyinde kullanıldığında yaraların iyileşme sürecini hızlandıran bal yağ bezesi tedavisinde de kullanılır. Balı yoğun bir merhem kıvamına gelinceye kadar buğday unuyla karıştırınız. 1 çay kaşığı bal için 1 çay kaşığı un yeterli olur. Daha sonra bu karışımı beze üzerine sürüp üzerini kapattıktan sonra 1 gece bekletmelisiniz.

Daha fazlası...

Omuz Ağrısı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

omuz ağrısı, omuz ağrısı nasıl geçer, omuz ağrısı niye oluşur

Sinirler, kas, kemik, damarlar, atardamarlar, çok sayıda bağ ile diğer destekleyici dokulardan oluşan omuz ve boyun bölgesi, bu bölgeleri etkileyen farklı koşullar nedeniyle ağrıyacaktır. Bu yazıda ise, omuz ağrısı nedenleri arasında en fazla görülenleri hakkında kısa bilgiler bulabilirsiniz fakat nedenini tam olarak bilmediğiniz ağrılar için vakit kaybetmeden doktorunuza görünmenizde fayda vardır. Çünkü omuz ağrısı basit bir darbe nedeniyle görülebilir ve kalp krizi ile majör travma gibi hayati sorunların bir belirtisi olarak da ortaya çıkar.omuz ağrısı, omuz ağrısı nasıl geçer, omuz ağrısı niye oluşur

Omuzda Ağrı

Omuz ağrısının en fazla görülen nedeni kaslar, tendonlar ve omuz yapısını oluşturan diğer yumuşak dokulardaki zedelenmeleridir. Bu durum bölgeye alınan darbeler, ters hareketler ve yahut omuza aşırı yük bindiren egzersizler neticesinde oluşmaktadır. Boyun bölgesinde meydana gelen sinir sıkışmasının ağrısı omuza vurabiliyor. Omuz ağrısının sebep olduğu daha ciddi durumlar vardır bunlar ise; akciğer omurilik, mide ve kalp bölgelerinde bulunan bazı organlarda yaşanan sorunlar bulunuyor.

Köprücük Kemiği Kırığı: Köprücük kemiğine alınan darbe ya da üzerine düşme kemiğin kırılmasına neden olacaktır.

Bursit diğer adıyla bursa: Eklemler üzerinde yastıklama görevi gören keseciğinin yaralanma sonrasında şişmesi ile sertleşmesi omuz ağrısına yol açabiliyor.

Kalp Krizi: Kalp krizinin yarattığı ağrı omuz ile boyun bölgesine vuruyor.

Kürek Kemiği Kırığı: Kürek kemiği kırığı omuzda şiddetli ağrılara neden olur. Kürek kemiğinin kırılması için güçlü bir darbe alması gerekmektedir.

Tendonların Zorlanması ise; Yönlendirici manşet olarak adlandırılan ağır kaldırma, omuzu destekleyen tendonlar, egzersizler bilhassa bir şey atmayı içeren sporlar nedeniyle incinir. Bunun sonucu olarak omuz hareket ettirildiğinde ağrılar oluşmaktadır.

Omuzun Ayrılması: Köprücü kemiği ile kürek kemiği arasında bulunan bağ darbe sonucu gerilebilir ya da yırtılması mümkündür.

Omurga İncinmesi sonucunda oluşabilir: Araba kazasında kafa ile omurganın şiddetle sarsılmasından ileri gelen travmalar omuzlarda ağrıya yol açmaktadır. Bu ağrılar çoğunlukla omuz ve boyun bölgesinde kas spazmları ile birlikte gözlemlenir.

Tendinit: Kas ile kemikleri birbirine bağlayan tendonların zorlanması ağrıya neden olabiliyor. Tendinit olarak adlandırılan bu rahatsızlığın bir diğer belirtisi tendonların şişmesi ile hareket kabiliyetini azaltır.

İltihaplanmalar: Diyafram altında oluşan iltihaplanmalar omuz ağrısına yol açabiliyor.

Safra Kesesi Hastalıkları: Safra kesesini etkileyen hastalıklar sağ omuzda ağrıya neden olur.

Daha fazlası...

Anne Sütünü Artırmaya Destek Olan Besinler

anne sütünü arttırma, anne sütü nasıl artar, anne sütünü arttıran besinler

Su: Su demek süt demek oluyor. Araştırmalar, su içmenin anne sütünü artırmada neredeyse hayati öneme sahip olduğunu söylemektedir. Yeterli miktarda su tüketimi demek, o kadar da süt üretimi anlamına geliyor. Uzmanlar, süt üretimi ne kalorili besinlere ne de çok yemeye bağlı olmadığını ancak bol bol su içmenin büyük ölçüde süt üretimini destekleyeceğini belirtmektedir. Ayrıca, emzirme dönemindeki annelerin en az 3 litre su içmesini önermektedir.anne sütünü arttırma, anne sütü nasıl artar, anne sütünü arttıran besinler

Çemen Otu Tohumu: Anavatanı Yakın Doğu olan ve baklagiller familyasına ait olan çemen otu tohumunun anne sütünü artırmaya yardımcı olduğu söylenmektedir. İçeriğinde bulunan steroidal yapıların, anne vücudunda süt üretimini sağlayan hormonların sentezini yükselttiği gözlemlenmiş. Bunun yanı sıra vitamin ve protein içeriğiyle hem anne hem de bebek için besleyici yapıdadır. 2 hafta boyunca, sabah ile akşam, çorbalara karıştırarak ya da bal ile 1 tatlı kaşığı ölçüsünde tüketilmelidir.

Malt Özü: Anne sütünü artırmada büyük öneme sahip olan malt özü, alkolsüz bira şeklinde tüketilebilirsiniz. Sabah, öğle ve akşam bir kahve fincanı kadar içilmesi halinde, alkolsüz bira anne sütünü artırarak içeriğindeki B vitamini sayesinde de annenin bağışıklık sistemini korumaktadır.

Anason: Anavatanı Doğu Akdeniz olan anason tatlımsı tadı ve özgün kokusu içinde bulunan ‘anethol’ denilen yağdan gelmektedir. Anne sütünü artırıcı özelliğine ek olarak sakinleştirici, bebekte gaz ve  şişkinlik gibi sindirim sorunları üzerinde olumlu etkisi olduğu ispatlamıştır.

Rezene: Tohumları protein ve yağ bakımından zengin bir besi dokuya sahip olan rezene, anne sütünü artırıcı özelliğiyle biliniyor. Bebeklerde iştah açar, gaz söktürdüğü ve sindirim problemlerine yardımcı olduğu araştırmalar sonucu ortaya konuldu.

Dereotu: Maydonozgiller familyasından anavatanı Asya olan dereotu, anne sütüne etki etmesi bakımından rezeneye benzemektedir. Süt üretiminin sağlandığı hormonların çalışmasına olumlu yönde katkı sağlıyor.

Isırganotu: Çeşitli sağlık sorunlarında destekleyici olarak kullanılan ısırgan otu, anne sütünü artırmada da etkisi büyüktür. Bileşiminde bulunan vitaminler (A, B6, B1, B12, C ile K), proteinler ve mineraller (çinko, silisyum, manganez) anne sütü için gereken temel elementleri içermektedir.

Daha fazlası...

Hemofili Hastalığı ve Tedavisi

Hemofili nasıl tedavi edilir, Hemofili oluşumunun sebepleri, Hemofilinin tedavisi nasıldır

Sağlıklı bir bireyde yaralanma sonucu bir miktar kanama meydana gelir ve pıhtılaşma sonucu kanama durur. Bunun nedeni; kanda yer alan trombosit adlı madde ve onunla birlikte çalışan proteinlerin vücudumuzda bir yer yaralandığında etrafında toplanıp birbirine bağlanması ve lifli yapıların katılmasıyla da kanı pıhtılaştırmalarıdır. Kanı pıhtılaştırmaya yarayan faktörlerden birinin olmaması durumunda kan pıhtılaşamaz böylelikle kanamalar durmaz ve bu önemli bir hastalık çeşididir, bu hastalığın tıptaki adı da Hemofilidir. Hemofili hastalığı diğer adıyla pıhtılaşma eksikliği olan hastalık ilk kez 1920 yılında tanımlanmıştır.Hemofili nasıl tedavi edilir, Hemofili oluşumunun sebepleri, Hemofilinin tedavisi nasıldır

Hemofili Hastalığı Neden Meydana Gelir?

Bu hastalık kız çocuklarında nadir görülmesine rağmen hastalığı taşıyan kızlardır, hemofili hastalığına yakalanan ise erkeklerdir. Hemofili hastalığı çoğunlukla genetik bir hastalık olup annedeki genle erkek çocuğuna geçer. Bildiğimiz üzere kadın geninde iki X kromozomu bulunur, erkeklerde de bir X bir Y kromozomu bulunur. Hemofili hastalığı taşıyan annelerin kanındaki X kromozomlarından biri anormaldir, biri normal. Anormal gen kız çocuklarında da olabilir ve hasta değil taşıyıcı olurlar; erkek çocuğu da bu anormal geni alarak taşıyıcı olabilir. Annenin taşıyıcı olmayıp babanın taşıyıcı olduğu durum da olabilir. Böyle bir durumda kız çocuğu babasından anormal geni alıp taşıyıcı olur; fakat erkek çocuğu babasından normal gen alacak ve bu hastalığı taşımayacaktır. Kadınların hemofili hastalığında bir kromozom normal olduğundan kanı pıhtılaşabilir ve büyük çapta kanamalar görülmez. Erkeklerde ise böyle bir durum söz konusu değildir ve kanamalar ciddi boyutta olabilir. Nadir olarak kız çocukları hemofili hastalığıyla doğabilir; bu da babanın hemofili hastası olup annenin de bu hastalığı taşımasıyla gerçekleşir. Hemofili hastalığı olan bazı erkeklerin de annesi taşıyıcı olmayabilir, burada da çocuğa mutasyona uğrayan bir genin geçmesi neden olmuştur. Nesilden nesile geçebilmekle birlikte bulaşıcı bir hastalık değildir. Kanda eksik olan protein faktör 8 ise bu hemofilin çeşidi Hemofili A‘dır, faktör 9 proteinin eksiliği de Hemofili B olarak adlandırılır. Hemofili A hastalığı,  B türüne göre daha çok görülür. Tedavi ömür boyu sürer, hastalık tam anlamıyla ortadan kaybolmaz. Son dönemlerde faktör yapımını sağlayan gen,  hastalara verilerek tedavi yöntemleri üzerinde çalışılmaktadır.

Daha fazlası...

Ayak Kokusuna Karşı Önlemler

ayak kokusuna çözüm, ayak kokusunu önleme, ayak kokusu nasıl oluşur
  • Teri tutmayan bir çorap giyerek, üzerine de hiç hava almayan bir ayakkabı giyerseniz zaten çok terleyen ayaklarınızı iyice zor durumda bırakırsınız. Bu nedenle polyester ve naylondan üretilen çoraplardan uzak durunuz. Çorap alırken etiketin üzerinde ne kadar polyester veya naylon içerdiğini gözlemleyebilirsiniz. Pamuklu çorapların nefes alma özelliği olduğu için hem cildinizi rahat ettirir hem de gün içinde teri tutacaktır.
  • Eve geldiğinizde ayakkabılarınızı mutlaka havalandırmalısınız. Budan kastım ayakkabıyı çıkardığınız yerde bırakın demek değil. Balkona ya da pencere pervazına koyarak taze havayla iyice havalandırmalısınız.ayak kokusuna çözüm, ayak kokusunu önleme, ayak kokusu nasıl oluşur
  • Ayak kokusunu azaltmak için seçtiğiniz ayakkabılara da dikkat etmeniz gerekir. Tamam, herkesin işe sandaletle ya da pamuklu kumaştan üretilmiş incecik ayakkabılarla gitmesi mümkün değil ancak yine de sentetik ayakkabılar yerine gerçek deri gibi doğal malzemelerle üretilen ayakkabıları tercih edilmelidir.
  • Ayakkabı ve çorapla ilgili son uyarım çorap kullanımı konusunda olacaktır. Ayaklarınız aşırı terliyorsa ayakkabılarınızı yaz ve ya kış mutlaka çorapla giyiniz. Eğer çorap giymezseniz ayaklarınız çok daha fazla terlemekte ve bu ter arada hiç bir engel olmadığı için direkt ayakkabıya geçmektedir. Bir süre sonra ayakkabı içinde kuruyan terin neden olduğu bakteriler ayakkabının kendisinin kokmasına neden oluyor. Ayakkabı bir kere kokarsa ayakkabıyı çıkardığınız anda ayaklarınızı ne kadar temiz tutarsanız tutun kokar.

Ayak Kokusuna İyi Gelen Doğal Yöntemler

Karbonat: Karbonat ayak terinin pH’ını nötralize ediyor, bu sayede kokulara neden olan bakterilerin sayısını azaltmaktadır. Ayaklarınızın sığacağı büyüklükte bir leğeni ılık suyla doldurun ve içine 2 tatlı kaşığı karbonat atınız. Ayaklarınızı suda 20 dakika bekletilmesi gerekiyor. Koku azalana kadar 1 hafta boyunca her akşam tekrarlamalısınız.

Lavanta Yağı: Lavanta yağı kokuya yol açan bakterileri temizleyerek, ayaklarınıza güzel bir koku verir ve ayak mantarını önlemeye yardımcı oluyor. Leğeni ılık suyla doldurduktan sonra içine 10-15 damla lavanta yağı damlatın ve ayaklarınızı 15-20 dakika bu suda bekletmelisiniz. Bir kaç gün boyunca günde 2 kez uygulayın.

Sirke: Sirkede bulunan asit bakterilerin yaşaması için uygun olan ortamı tamamen ortadan kaldırıyor. Ayaklarınızın sığacağı büyüklükteki bir leğeni ılık suyla doldurduktan sonra 2 su bardağı kadar sirke ilave edin ve ayaklarınızı bu karışımda 10-15 dakika bekletmelisiniz. Daha sonra sirke kokusunu çıkarmak için ayaklarınızı sabunla yıkayın ve bol suyla durulamaya dikkat edin.

Daha fazlası...
1 2 3 7